Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış. Kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak
öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil. Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış. Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden. Neden hiç ağlamadığını anladım. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş. Çok acıttığında anladım. Fakat, hakedermiş sevilen onun
için dökülen her damla gözyaşını. Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. Yüreğini elime koyduğunda
anladım. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak. Sana ''git'' dediğimde anladım. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan. Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım. Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş. Sevgi dolu
yüreklerin gururu olmazmış. Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım. Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi. Beni affetmeni ölürcesine
istediğimde anladım. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..