İletişim yaşamımızın her alanında ve her anında sözlü ya da sözsüz, sesli yada sessiz kullandığımız bir araçtır. En kısa tanımı ile iletişim, bir kaynak ve alıcı arasında bilgi, duygu ve düşünce aktarımıdır. İletişim sırasında bu alışverişde bir kopukluk ya da hatalı iletim söz konusu olabilir. Bu nedenle iletişim sorunları ortaya çıkar. Günümüz iletişim çağı olarak kabuledilmektedir. Uzaysal iletişimler, uydular, internet, uzaktan telefonlar, filmler, yayınlar, müzik, sanat, ve pek çok şey iletişimimizi arttırmaktadır. Ancak insanlar uzaktan bu şekilde haberleşip birbirleri ile iletişim kurabildikleri halde yüzyüze iletişimlerde bir azalma ve iletim kuramama sorunu ile karşılaşıyorlar. Uzaktan iletişimlerde ve yüzyüze iletişimlerde amaç insanların birbirine duygu ve düşüncelerini aktarmalarıdır. Uzaktan yüzünü görmediği, sesini duymadığı kişilerle iletişim kurarken çok fazla dikkat edilmeyen pek çok unsur yüz yüze iletişimde önemli rol oynar. Bu karşılıklı iletişimin yani etkileşimin gücüdür. İletişim sırasında jest ve mimikler, dokunma, sarılma, itme, bağırma, ağlama, gülme etkileşimi temelde etkiler.
Sosyal hizmet uzmanı mesleki ilişki prensipleri dahilinde müracaatçıları ile iletişim kurar. Mesleki ilişkinin temelinde müracaatçının uzman tarafından kabul edilmesi, müracaatçının kendi kaderini tayin etme hakkının varlığı ve bunu sosyal hizmet uzmanının koruması, duyguların anlamlı ifade edilmesinin sağlanması gibi ilkeler bulunmaktadır. bu ilişkinin gelişebilmesinde ise sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı ile kurduğu iletişim önemlidir. özellikle zihinsel engelliler ile mesleki ilişkide uzman çok ön plandadır. Zihinsel engelli iletişimi ve mesleki ilişkiyi ihtiyaçları yönünde geliştiremez ve kendi isteklerini anlamlı ifade edemez. Bu durumda müracaatçının kendi kaderini tayin etme hakkını yaşaması söz konusu olamamaktadır. Zihinsel engelliler ile çalışmada sosyal hizmet uzmanı ve aile engellinin yaşamında çok önemli yer tutar. Zihinsel engelliler diğer engel gruplarından çok farklı olarak bir başkasına fiziksel, duygusal ve düşünsel bağımlılık yaşamaktadır. Bir başkası olmadan yaşamını güvenli ve sağlıklı sürdürmesi mümkün değildir. Bu nedenle zihinsel engelliler ile yapılan çalışmalarda toplum, aile ve meslek grupları onların yararını en üstte tutmak durumundadır(Küçükkaraca,2000).
Mesleki çalışma açısından zihinsel engelli ile iletişime bakıldığında iki önemli öge vardır. Uzman ve zihinsel engelli çok önemlidir. Zihinsel engelli ve mesleki açıdan aile ve toplum da çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Burada ele alınan iletişim uzman ve müracaatçısı olan zihinsel engellinin arasında birebir kurulan ilişkidir.
Sosyal hizmet uygulamaları açısından mesleki ilişki ve iletişimde uzmanın ve zihinsel engellinin yeri üzerinde durulacaktır.
Sosyal hizmet uzmanının temel mesleki becerileri arasında müracaatçısı ile iyi bir diyaloğu geliştirebilmesi, müracaatçının ihtiyaçlarını görebilmesi, müracaatçıdan aldığı bilgileri yorumlayabilmesi çok önemlidir. Bu nedenle müracaatçının sorunun ele alınabilmesinde temel olarak sosyal hizmet uzmanın mesleki ve iletişim becerilerini çok iyi kullanıyor olması yatar. Sosyal hizmet uzmanının müracaatçısı ile karşılıklı etkileşiminde önemli yer tutan ögeler şunlardır:
· Yardım edebilmek için ihtiyaç duyulan bilgiyi toplamak
· İhtiyaçlarla ilgili duygu ve düşünceleri ortaya çıkarmak
· Duygu ve düşüncelerin ifade edilmesini sağlamak
· Çalışmayı yapılandırmak
· Bilgi vermek, danışmanlık yapmak, teşviketmek ve gerekli yönlendirmeleri yapmak
Bu etkileşimi sağlamak için uzman kullanacağı iletişimde; sözel ve sözel olmayan mesajların anlamlı olmasına, mesajlarının müracaatçı tarafından anlaşılabilmesi için basit, özel ve dikkatle seçilmiş olmasına, uzmanın verdiği mesajların müracaatçı tarafından anlaşılmasına, müracaatçıyı etkileyen aile, okul, toplum gibi etmenlere özen göstermelidir. Her müracaatçı ile çalışırken uzman bunlara dikkat etmelidir. Çünkü kendini ifade edemeyen bir zihinsel engelli de kendisine yönelik kabul davranış ve duygularının farkındadır.
Farklı özellikleri olan gruplarla çalışma yapan uzmanların bu gruba yönelik duygu, düşünce ve tutumlarını gözden geçirmesi gerekir. Gruba yönelik duygularının farkında olan sosyal hizmet uzmanı çok daha başarılı olacaktır. Farklı gruplara yönelik duyguların her zaman olumsuz olması gerekmemektedir. Olumlu duygular da zaman zaman uzmanın çalışmalarını aksatacaktır. Çok fazla olumlu duygu ya da sempati ilişkisinin kurulması uzmanı müracaatçılarına kendisini adamasına yol açacaktır. Zihinsel engelliler ile çalışma yapan uzmanın da kendisini bu grup ile ilgili olarak duygu, düşünce ve tutumları açısından değerlendirmesi gerekir. Ayrıca çalışma yapılacak olan alan ile ilgili teorik bilgiler ise uzmanın her zaman ihtiyaç duyacağı bir konudur. Bilimsel çalışmalar dünyanın her yanında yapılıyor ve bunlar çok hızlı bir şekilde de yayılmaktadır. Uzmanın kendisini yeni çalışmalar ışığında geliştirmesi ve kendi deneyimlerini diğer çalışanlar ile paylaşması gerekir. Uzman farklı bir grup ile çalışırken mesleki uygulama becerilerini de gözden geçirmelidir. Farklı bir grubun ihtiyaçlarını anlama, onlarla iletişim kurma ve sorunların çözümlenmesine ve onların gelişmesine katkıda bulunabilme becerisi nasıldır sorusunun yanıtını verebilmelidir. Her farklı grup temel mesleki ilişki kurma becerisinin yanı sıra o alana özgü becerileri de gerektirir. Yetişkinlerle yapılan bir çalışmada kullanılan ilişki kurma becerisi ile çocukla yapılan bir çalışmada kullanılan birbirinden ayrıdır. Çocukla iletişimde oyunlar(Küçükkaraca, 2001) çok önemliyken yetişkinde doğrudan ve sözel iletişim daha ön plana çıkacaktır.
Sosyal hizmet uygulaması sırasında iletişimin bir parçası olan ve temel odak olan zihinsel engelli kimdir sorusunun yanıtı çok kolay verilememektedir. Zihinsel engellilik zeka yaşı bölümlerine göre birbirinden ayrılmaya çalışılan bir gruptur. Bir kişinin geri olmasını yani farklı olmasını sadece zeka yaşı bölümü ile gerçekleştirmek kolay değildir. Zeka tek başına anlama ve algılamada gerilik ya da normallik ile ifade edilemeyecek çok karmaşık bir süreçtir. Zihinsel engelli olanların aile, çevre ile ilişkileri, zeka yaş bölümleri, kendi kurdukları dünyaları, etkilendikleri olaylar, algıları, korkuları, sevinçleri birbirinden çok farklı olması nedeniyle tek bir tipte zihinsel engelden yada engelli birey tipinden bahsetmek çok güçtür. Eğitsel amaçla çocukların eğitilebilir, öğretilebilir olduğu ayrımı çok zor olmasına karşın yapılmaktadır.
Zihinsel engelli her zaman için zeka yaşının gösterdiği yaşta olmak zorunda kalan bir bireydir. Ancak büyür, anlar, bazen unutur, bazen de hiç unutmaz. Hassastır, duyarlıdır, kendisine nasıl yaklaşılırsa o da öyle davranır.
Zihinsel engellinin her şeyi öğrenmesi herzaman mümkün değildir. zihinsel engellinin öğrenmesi gereken kendi başına yaşamını sürdürebilmesine yetecek bilgiler olmalıdır. Dikkat yetenekleri kısa sürelidir ve aynı zamanda dağınıktır. Aslında bu durum aileden kaynaklanan bir güdüleme eksikliği ile de açıklanabilir.Birçok zihinsel engellinin aile özelliği, çok çocuklu, alt sosyo-ekonomik düzeyde ve yoksul olarak görülmektedir. Bu aileler günlük yaşam mücadelesi içinde zihinsel engelli çocuklarına özen ve dikkat gösteremezler ve çocuğun gelişimi ilgisizlik nedeniyle aksar.
Zihinsel engelli çocuğun belleği zayıftır. Kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli belleğe aktarmada çeşitli güçlükleri vardır.
Akademik başarıları yavaştır. Okula giden zihinsel engelli çocuk, normal zekaya sahip bir çocuğun bir yılda tamamladığı süreci tamamlayamaz.
Zihinsel engelli çocuğun dil gelişimi yavaştır ve gecikmeleri vardır. Kendini tam olarak ifade edemez. Fiziksel olarak bazı devinimsel hareketler yaparlar.
Eğitilebilir zeka düzeyinde olanlar kendi günlük bakımlarını gerçekleştirebilirler ve bağımsız yaşama hazırlanabilirler. Ancak bu bağımsız yaşam ve çalışma hayatları mutlaka korumalı olmak durumundadır.
Zihinsel engelli olan bireylerin ihtiyaçları diğerlerinden farklı değildir. temel yaşam ihtiyaçları, sevgi, bağlanma ve ait olma ihtiyacı, kendini gerçekleştirme ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacı, evlilik ve neslini devam ettirme ihtiyacı söz konusudur(Küçükkaraca,2000).
Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıları ile çalışırken onların temel insan haklarını göz önünde bulundurur ve bu ihtiyaçlarının karşılanmasını temel hedef olarak belirler. Sosyal devlet anlayışı ve eşitlik çerçevesinde sosyal hizmet uygulamalarına bakıldığında müracaatçının kendi kaderinin kendisinin belirlemesi çok önemlidir. Ancak zihinsel engellilerin hakları ve ihtiyaçlarını kendi başlarına savunabilmeleri mümkün olmamaktadır. Bu durumda sosyal hizmet uzmanı zihinsel engellilerin sadece ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda onların toplumda yetenekleri ölçüsünde yer almaları ve toplum kaynaklarında da ihtiyaçları kadar yararlanabilmeleri için savunuculuk rollerini yerine getirmelidir. Sosyal hizmet uzmanı sadece engellilerin değil ailelerin de savunuculuğunu yapmak durumundadır. Zihinsel engelliler dışında kalan bütün engel grupları kendi kararlarını kendileri verebilir ve haklarını savunabilirken zihinsel engelliler için aileleri ve sosyal hizmet uzmanları bu görevi üstlenmek durumundadır. Zihinsel engelli, ailesi ve sosyal hizmet uzmanı arasındaki ilişki, etkileşim çok önemlidir ve sürekli geliştirilmesi gereken bir alandır.